Tiyatronun Kökeni ve Temel Unsurları
Tiyatronun Kökeni ve Temel Unsurları
Tiyatro Eski Yunanistan’da doğmuştur. Hayatın, maddi, manevi her davranışını bir masala, bir mitolojiye bağlıyan Antik Yunanlılar bolluk, bereket, hasat zevk, eğlence, içkiyi temsil eden , bir “tanrı kahraman” düşünmüşlerdi. Asma ağacı gibi ölüp yeniden doğan, haz ve acı arasında iki uçta gidip gelen bir karaktere sahip olan Dionysos manik depresif duygu durumunu temsil eden bağ bozumu, hasat ve şarap tanrısıdır. (1) On iki Olympos tanrısından biri, Zeus ile Semele’nin oğlu olan zaman zaman kendilerine, saadet, neşe ve bereket veren Dionysos'a, şükranlarını ödemek ve bol ürün alabilmek için belli günlerde “Dionysos Şenlikleri” düzenlediler. "Bu eğlenceler sırasında içip keyiflenen bazı kimseler, bulundukları yerden ortaya fırlar, taklitler yapar, güldürücü hikâyeler anlatırlardı. Önceleri rasgele kimselerin akıllarına estikçe yaptıkları bu oyunlar, zaman geçtikçe şenliklerin geleneği oldu. Daha sonra bazı kimseler, bu işi kendilerine meslek edindiler. Böylece, oyuncusu tek kişi olan ilk tiyatro doğmuştur." (2) Tiyatro'nun ortaya çıkışı ile ilgili olarak bu düşünceler genel kabul görmektedir. Buna rağmen tiyatronun Antik Yunanlılardan çok daha önce çıktığına veya diğer şekillerde oluştuğuna dair görüşler de vardır. kaynak
Tragedyanın, Antik Yunan uygarlığının Arkaik Çağı sayılan 1.0. VII. ve VI. yüzyıllarda Tanrı Dionysos onuruna yapılan törenlerde söylenen dithirambos şarkılarından doğduğu varsayılmaktadır. Bu koro şarkılarını söyleyenler, Dionysos’un kutsal hayvanı olan teke kılığına giriyor, şarkılar söylüyor, kaba saba danslar yapıyorlardı. Giderek belli biçim kalıplarına göre yazılmaya ve şiirsel bir nitelik kazanmaya başlayan bu koro şarkılanna bir de konuşan kişi hipokrites (yanıt veren) eklenince tiyatronun dialog çekirdeği oluşmuş oldu. Yunanca teke anlamına gelen tragos sözcüğü ile şarkı anlamına gelen aoide sözcüğünün birleşmesi ile bu konuşmalı şarkı tragoidia (tragedya) adını aldı ve dinsel törenin bir parçası olmaktan çıkıp bir sanat gösterisine dönüştü. Komedyanın Dionysos için düzenlenen bağbozumu törenlerinden doğduğu varsayılır. Bolluğu, üremeyi kutsayan ve köylerde yapılan halk geçit törenlerine komos deniliyordu. Komedya, bu eğlenceli geçit törenlerinde yapılan açık saçık taklitlerin düzenli bir biçim kazanmasıyla oluşmuştur. (Şener, 16)
Aristoteles tragedyayı şöyle tanımlar: “Tragedya ahlaki bakımdan ağırbaşlı, başı ve sonu olan, belli bir uzunluğu bulunan bir hareketin taklididir; sanatça güzelleştirilmiş bir dili vardır; içine aldığı her bölüm için özel araçlar kullanır, hareket eden kişiler tarafından temsil edilir, bu bakımdan tragedya salı bir hikâye (mythos) değldir. Tragedyanın ödevi, uyandırdığı acıma ve korku duygulan ile ruhu tutkulardan temizlemektir (katharsis). Sanatça güzelleştirilmiş dil deyince, harmoniyi, yani şarkıyı, mısra-ölçüsünii içine alan bir dili anltyonım. Her bölüm için özel araçlar kullanılır deyince de, bazı bölümlerde yalnız ölçünün, bazı bölümlerde ise aynı zamanda müziğin ve şarkının kullanılmasını anlıyomm." (VI)
Aristoteles Poetika’nın VI. bölüm ünde tragedyanın öğelerini şöyle sıralamıştır:
1) Övkü, 2) Karakter, 3) Düşünce, 4) Diksiyon (dil), 5) Görüntü, 6) Şarkı Öykü (Mythos):
“Bu elemanlar arasında en önemlisi olayların uygun bir biçimde birhiriyle bağlanmasıdır. Çünkü tragedya kişilerin değil, tersine onların hareketlerinin, mutluluk ve felaket içinde geçen bir hayatın hikâyesidir. Mutluluk ve felaket, harekete dayarur. Hayatımızın son ereği eylemdir. Eylemin dışında olan şey değil." Bu açıklamaya göre öykünün ve öyküdeki olayların bir eylemi belirtmesi gerekmektedir. Karakter: Belli özellikleri olan oyun kişisidir. Bu özellikler kişinin davranışlarından anlaşılır. Yazar kişinin karakterine, onun davranışını göstererek ışık tutar. Düşünce (Dianoia): “Belli koşullarda söylenmesi olası ve uygun olan şeyleri söyleme ve tartışma demektir. Bir şeyin varolduğunu veya olmadığını kanıtladığımız şeydir. Politika ve Retorik'le aynı işi yapar."


Yorumlar
Yorum Gönder